TRUMP'IN SAĞLIK POLİTİKASI
11.11.2016


2016 başkanlık seçimlerine adaylar kendi partilerinin sağlık programlarıyla girdiler. Bu programlar incelendiğinde, programların adayların (partilerin) “genel” ekonomik politikalarıyla uyum içinde olduğu görülmektedir.


ABD başkan adayları seçim döneminde sağlık politikalarını da açıklamışlar ve başkan olduklarında sağlık alanında neler yapacaklarını ifade etmişlerdi. Her ne kadar bu seçimlerde sağlık, geçtiğimiz 20 yılda gerçekleşen başkanlık seçimlerinde olduğu kadar ön plana çıkmadıysa da, ABD’de “Obamacare” olarak adlandırılan Demokrat Parti’nin sağlık reformu tartışmalara zemin oluşturdu.

TRUMP’IN SAĞLIK PROGRAMI

Trump’ın “Yeniden Büyük Amerika İçin Sağlık Reformu” başlıklı programında ilk başlık, Demokratların sağlık reformunu (Obamacare) sonlandırmak. Program daha çok sağlıkta yeni şeyler vaat etmekten yerine, Obamacare uygulamalarına karşıtlık üzerinden kurgulanmış.Trump sağlık sisteminin yerine ne tür bir alternatif getireceğini belirlemedi, ancak farklı eyaletler arasında piyasa rekabetini cesaretlendireceğini öne sürülüyor.

İlk olarak Obamacare uygulamalarının en önemli unsuru olan “kamusal müdahaleye” (Affordable Care Act – 2010) karşı çıkılıyor. Kamusal sigortacılığa karşı çıkılan programda, sağlıkta finansmanda tamamen “serbest pazar” egemenliği savunuluyor.

İkinci önemli başlık “kaçak göçmenlere” sağlık hizmeti sunumuna son verilmesi. Demokratların kaçak göçmenlerin de sağlık hizmetlerinden oldukça kısıtlı olarak da olsa yararlanabilmeleri için getirdikleri düzenlemelere tamamen son verilmesi ve kaçak göçmenlerin yalnızca bedelini cepten ödeyerek gereksindikleri sağlık hizmetlerine erişebilmeleri gerektiği savunuluyor.

ABD’nin İkinci Paylaşım Savaşı sonrası başta İngiltere olmak üzere Batı Avrupa’da yaygınlaşan refah devleti politikalarının bir parçası olarak sunduğu sağlık hizmetlerinde sosyalleştirmeye yanıt olarak sunduğu Medicare uygulaması da Trump’ın hedef tahtasında. Dezavantajlı Amerikalılara sınırlı bir destek sağlanmasını yine “serbest pazara” müdahale olarak gören Trump, Medicare uygulamasına da karşı olduğunu ifade ediyor.

Diğer önemli bir başlık başta “kürtaj” olmak üzere üreme sağlığı hizmetlerine erişim. Koyu bir kürtaj karşıtı olan Trump, Amerikalıların üreme sağlığı hizmetlerine erişimini kısıtlayacak tedbirler öneriyor. Bu hizmetler gebelikten korunma hizmetlerini de kapsıyor. Bu bağlamda “dinsel” motifler de kullanılıyor.

Son olarak Trump, yabancı ilaç üreticilerinin ABD pazarlarına girmesi önündeki engelleri kaldırmayı vaat ediyor. Bu şekilde “rekabetin” teşvik edileceğini ve sonuçta ilaç fiyatlarının aşağı çekilebileceğini savunuyor.

PROGRAMIN ÖZÜ: SAĞLIKTA PİYASALAŞMA

Programın ana başlıkları ilk bakışta sağlıkta piyasalaşma ve gericileşmenin iç içe geçtiğini gösteriyor. Özellikle gebelikten korunma ve kürtaj konularında kendisini gösteren gericileşme (dinsel motiflerin öne çıkartılması), daha çok “kamusal” olarak sunulan bu hizmetlerin tamamen piyasalaşmasını sağlamaya yöneliktir.

Aslında ABD, dünyada sağlık hizmetlerinin “tarihsel” olarak en fazla piyasalaştırıldığı ülke olmasına rağmen, Trump İkinci Paylaşım Savaşı sonrasında emekçilerin sağlık alanında elde ettiği kazanımların hepsine göz dikerek, sağlığı tamamen piyasalaştırmayı hedefliyor.

 

TRUMP DEDİKLERİNİ YAPABİLİR Mİ?

Seçim sonuçlarına bakıldığında, Trump’ın hem Kongre, hem de Senato’da üstünlük kurduğu ve dilediği her şeyi yapabileceği bir güce ulaştığı görülmektedir. Trump’ın “sağlık reformunu” gerçekleştirmesi halinde Amerikalıları gerçek bir felaket tablosu beklemektedir.

Aslında Cumhuriyetçiler Obamacare uygulamalarının altını oymaya daha muhalefetteyken başlamışlardı. Geçen Ocak ayında Obamacare’den yararlananlara sunulan sübvansiyonların kaldırılması ve Medicaid uygulamasının 6 milyon dar gelirli Amerikalıyı daha kapsamasının önlenmesine yönelik yasayı geçirmeyi başarmışlar, fakat Obama bu yasayı veto etmiştir.

Ancak ben Trump’ın bu tür “radikal” girişimleri hemen gerçekleştirmek yerine, zamana yayacağını düşünüyorum. Türkiye bu bağlamda gerçekten Trump için önemli bir deneyim olabilir. Özal’ın hatasına düşerek, geniş emekçi kesimleri toptan karşısına almak yerine, AKP gibi reformlarını kademeli olarak gerçekleştirmek yoluna gidebilir. Önce “kaçak göçmenler” için getirilecek kısıtlamalar, daha sonra kademeli olarak bütün Amerikalıları kapsayacak şekilde genişletilebilir.

KAYNAK: https://assets.donaldjtrump.com/HCReformPaper.pdf


Bu haber 345 kez görüntülendi
 
Ana Sayfa | www.suleymandemirel.com.tr | İletişim |
Aktif Ziyaretçi:4 Bugün Gelen: 70 Toplam Ziyaretçi: 631677
Tasarım ve Uygulama: Bey Bilgisayar